top of page

İnşaat Sektöründe Kalite Yönetimi ve Kalitesizlik Maliyetleri

  • 16 Mar
  • 3 dakikada okunur

İnşaat sektörü, dünyada ve ülkemizde büyük başarılara imza atan ve ekonominin lok

omotifi konumunda olan en önemli sektörlerden biridir. Bu sektörde inşa edilen yapıların kalitesi, sadece estetik veya ticari bir unsur değil, aynı zamanda insan hayatını doğrudan etkileyen hayati bir konudur. İnşaatta kalitenin önemi çok eskilere, milattan önce 18. yüzyılda Mezopotamya'da kurulan Babil hanedanlığının kralı Hammurabi'nin kanunlarına kadar uzanır. Bu kanunnamede yer alan bir yasaya göre, bir inşaatçının yaptığı ev yıkılıp sahibini öldürürse o inşaatçı idam edilmekteydi. Yüzyıllar boyunca bu uygunluk ve kalite arayışı biçim değiştirmiş olsa da günümüzde hala en kritik unsurlardan biri olmaya devam etmektedir.


Şehir silüeti

Modern Anlamda Kalite ve İnşaat Sektörünün Dinamikleri

Günümüzde kalite, modern yaklaşımlara göre tamamen müşteri (kullanıcı) odaklıdır. Amerikan Kalite Derneği'nin (ASQ) yaptığı araştırmalara göre kalite; müşteri beklentilerini karşılamak, müşteri için değer katmak ve müşterinin ne isteyeceğini önceden öngörerek beklentilerin ötesine geçmek olarak tanımlanmaktadır.

Ünlü kalite gurusu Joseph Juran, kaliteyi en sade haliyle "kullanıma uygunluk" olarak tanımlar. Bu uygunluğun sağlanması için iki temel aşama vardır: Birincisi, müşteri ihtiyaçlarını doğru anlayan bir tasarım kalitesi; ikincisi ise bu tasarımın spesifikasyonlara sadık kalınarak hayata geçirildiği uygunluk kalitesidir. İnşaat projelerinde bu süreç; beklentileri belirleyen proje sahibi, bu beklentileri çizimlere döken tasarımcı ve projeyi inşa eden yükleniciler (taşeronlar) olmak üzere üç temel ayak üzerinden yürütülür.

İnşaat sektörü, klasik fabrika seri üretiminden oldukça farklıdır. Her proje kendine özgü (tekil) tasarımlar barındırır ve saha koşulları (kar, yağmur, rüzgar) sürekli değişkendir. Bir fabrikada şartları sabitlemek kolayken, şantiyede bu imkansızdır. Daha da önemlisi, inşaatta yapılan bir hatanın sonradan düzeltilmesi, muazzam bir zaman ve maliyet kaybına yol açar.


Kalite Guruları ve Felsefeleri

Modern dünyada kalitenin gelişimi, özellikle 1950'li yıllarda İkinci Dünya Savaşı'ndan çıkan Japonya'nın, yıkılmış ekonomisini düzeltmek amacıyla Amerikalı uzmanlardan destek almasıyla ivme kazanmıştır. Bu dönüşümün arkasında bazı kilit isimler ve onların sektöre yön veren felsefeleri bulunmaktadır:

  • Armand Feigenbaum: 1951 yılında yazdığı "Toplam Kalite Kontrol" kitabıyla, kalitenin müşterinin satın alma kararında fiyattan bile daha önemli olacağını öngörmüştür. Feigenbaum'un en önemli kavramlarından biri "gizli fabrika"dır. Bir üretim sürecinde hataları, kusurları düzeltmek veya yeniden yapmak için harcanan zaman ve kaynaklar, asıl fabrikanın içinde çalışan ve satış maliyetlerinin %40'ına varabilen israf üreten ayrı bir fabrika gibi çalışır.

  • W. Edwards Deming: Japonya'nın kalite devriminin arkasındaki baş aktör kabul edilir. Deming'in en çarpıcı tespiti, kalite problemlerinin %94'ünün çalışanlardan değil, üst yönetimin kurduğu sistemden (kronik sebeplerden) kaynaklandığıdır. Yöneticilere sunduğu 14 ilke arasında; tedarikçi seçiminde sadece ucuz fiyata değil kullanım ömrü maliyetlerine (kaliteye) odaklanılması, çalışanlar ile yönetim arasındaki korku bariyerlerinin yıkılması ve kalitenin en sonda değil, sürecin başında inşa edilmesi gerektiği bulunur.

  • Joseph Juran: Kalite yönetimini bir proje bazlı sürekli iyileştirme döngüsü olarak görür. Süreci; müşteri beklentilerini anlama (kalite planlama), üretim aşamasında uygunluğu denetleme (kalite kontrol) ve sistemi hep daha iyiye götürme (kalite iyileştirme) olmak üzere üç ayaklı bir yapı olarak tanımlar.

  • Philip Crosby: "Kalite bedavadır" sloganının sahibidir. Crosby'ye göre asıl maliyetli olan şey "kalitesizliktir". Kalite kontrolüyle hataları ayıklamak yerine "sıfır hata" hedeflenmeli ve sorunlar ortaya çıkmadan "önleme" yoluna gidilmelidir.

  • Genichi Taguchi: Kaliteye "toplumsal kayıp" perspektifinden bakar. İnşaat bağlamında örneklendirirsek; yolda oluşan bir çökme sadece müteahhit için bir sorun değildir; o yoldan geçen yüzlerce aracın rot balansının bozulması, lastiklerinin patlaması, trafik kazaları, insanların trafikte kaybettiği zaman ve yaktıkları ekstra yakıt, kalitesizliğin yarattığı devasa toplumsal maliyetlerdir.


Kalite Maliyetleri (Kalitesizliğin Maliyeti)

Kurumların ve üst yönetimin dikkatini kalite problemlerine çekmek ve nerede iyileştirme yapılacağını belirlemek için "Kalite Maliyetleri" adı verilen bir muhasebe sistemi kullanılır. Amaç, hataların kuruma verdiği hasarı ölçmek ve önceliklendirmektir. Bu maliyetler 4 temel kategoriye ayrılır:

  1. Önleme Maliyetleri (İyi Huylu): Kusurların ve uygunsuzlukların meydana gelmesini baştan engellemek için yapılan harcamalardır. Çalışan eğitimleri, kalite planlaması ve tasarımların önceden gözden geçirilmesi bu gruba girer. Bir kaldıraç etkisi yaratarak ileride doğacak devasa zararları önler.

  2. Değerlendirme Maliyetleri (İyi Huylu): Kalite standartlarına uyulup uyulmadığını kontrol etmek için yapılan periyodik testler, denetimler ve ekipman kalibrasyonlarına harcanan bütçedir.

  3. İç Başarısızlık Maliyetleri (Kötü Huylu): Ürün müşteriye teslim edilmeden önce şirket içinde fark edilen hataların bedelidir. Yeniden işleme (rework), hatalı üretim yüzünden yaşanan gecikmeler ve cezalar, kaynakların aynı iş için iki kez israf edilmesine yol açar.

  4. Dış Başarısızlık Maliyetleri (Kötü Huylu): Ürün müşteriye teslim edildikten sonra ortaya çıkan en tehlikeli ve "buzdağının görünmeyen kısmı" olan maliyetlerdir. Garanti kapsamındaki onarımlar, yasal yaptırımlar ve kurumun itibarının zedelenmesi bu kategoridedir.


Artan rekabet koşulları ve müşteri baskısı, firmaların hem zamanında hem de yüksek kalitede projeler üretmesini zorunlu kılmaktadır. İşleri ilk seferinde doğru yapmamak, aynı kaynakların bir hatayı düzeltmek için tekrar tekrar kullanılmasına (kaynak verimsizliğine) neden olur. Bu nedenle kurumların, kaliteyi bir masraf kapısı veya sadece "kalite departmanının" işi olarak görmek yerine, hataları baştan önleyecek sistemleri kurmaları ve sürekli iyileştirmeyi merkeze almaları rekabet avantajı sağlamaları için kaçınılmazdır.

 
 
 

Yorumlar


Abone olduğunuz için teşekkür ederiz!

bottom of page