top of page

Kentsel Dönüşümde Yeni Dönem: Mülk Sahiplerini Bekleyen 6 Radikal Değişiklik

  • 6 Şub
  • 3 dakikada okunur

Kentsel dönüşüm süreçleri, yıllardır süregelen davalar, bir türlü ulaşılamayan mülk sahipleri ve azınlık paydaşların süreci kilitleyen usuli hamleleri nedeniyle adeta birer "hukuki kördüğüme" dönüşmüştü. Ancak 04.02.2026 tarihli ve 33158 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişiklikleri, bu süreci kökten değiştiren bir idari refleksle yürürlüğe girdi. Bir gayrimenkul hukuku analisti olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: "Ulaşılamama" veya "hukuki uyuşmazlık arkasına saklanma" yoluyla yapılan usuli sabotaj dönemi resmen sona ermiştir.

Kentsel Dönüşüm - Süreç Haritası
Kentsel Dönüşüm - Süreç Haritası

İşte 6306 Sayılı Kanun’un uygulama yönetmeliğinde yapılan ve mülk sahipleri ile yatırımcıların stratejilerini baştan yazacak 6 radikal değişiklik:


1. Karar Alma Mekanizmasında Devrim: Salt Çoğunluk ve Mutlak Güç

Eskiden dönüşüm kararlarında aranan yüksek mutabakat oranları, yerini artık hisseleri oranında "salt çoğunluk" (50% + 1) kuralına bıraktı. Ancak buradaki stratejik hamle sadece oran değil, uyuşmazlıkların karara engel olamamasıdır. Yeni yönetmelik uyarınca, parsellerin tevhidi, ifrazı veya kat karşılığı sözleşme yapılması gibi hayati kararlar, mülk üzerindeki ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları devam etse dahi alınabilecektir.

Stratejik bir "masterstroke" niteliğindeki bu durum, kaynak metinde şu netlikle ifade edilmiştir:

"Ancak, ortaklığın giderilmesi için dava açılmış olması, Kanun kapsamında hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar alınmasına ve bu karara göre işlem yapılmasına engel teşkil etmez."

Ayrıca, bu kararların alınması için artık yapıların yıkılmış olması şartı aranmamaktadır; bu da sürecin henüz binalar ayaktayken hukuken netleşmesini sağlamaktadır.





2. Tebligat Hiyerarşisinde Yeni Düzen: "Haberim Yoktu" Dönemi Kapandı

Dönüşüm projelerini aylar boyu kilitleyen tebligat sorunu, hiyerarşik bir dijitalleşme ile aşılıyor. Artık malikin adresine ulaşılamaması süreci durdurmayacak. Yönetmelik, tebligatın ne zaman "tebliğ edilmiş" sayılacağına dair kesin bir takvim sunuyor:

e-Devlet Bildirimi: Bildirim, malikin dijital posta kutusuna ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır.

Muhtarlık İlanı: Yapıya tutanak asılması ve muhtarlıkta 15 gün süreyle ilan edilmesi yönteminde; tebligat, ilanın son günü yapılmış kabul edilir.

Bu hiyerarşi, kötü niyetli geciktirme çabalarını etkisiz hale getirerek süreci idari bir otomatizme bağlamaktadır.


3. Tahliye ve Yıkımda "Resen" Müdahale: Kapılar Kolluk Gücüyle Açılacak

Yeni dönemde devletin tahliye konusundaki tavrı çok daha keskin. "Resen" yani idarenin kendi yetkisiyle, başka bir mahkeme kararına gerek duymaksızın hareket etme gücü pekiştirilmiştir. Eğer mülk sahipleri yapıya girişi engeller, kapıları kilitli tutar veya tahliyeye direnirse; mülki idare amirinden alınacak yazılı izinle süreç doğrudan tamamlanacaktır.

Bu kapsamda kolluk kuvvetleri marifetiyle, gerekirse kapalı kapılar açtırılarak tahliye işlemi gerçekleştirilecektir. Bu, can güvenliğinin mülkiyetin kullanım hakkından üstün tutulduğu sert ama net bir hukuki pozisyondur.


4. Ekonomik Teşvikler ve "Kaçak Yapı" Avantajı

Dönüşümün mali yükünü hafifleten "1,5 kat" kuralı, yatırımcılar için büyük bir maliyet avantajı sunuyor. Mevcut inşaat alanının 1,5 katına kadar olan yeni alanlar için belediyelerce harç ve ücret alınmayacaktır.

Buradaki en kritik analitik detay Madde 16(9)’da gizlidir: Bu muafiyetler, mevcut yapıların imar mevzuatına uygun olup olmadığına bakılmaksızın uygulanacaktır. Yani kaçak veya ruhsatsız yapı sahipleri de bu muafiyetlerden tam kapasite yararlanabilecektir. Kira yardımı süreleri ise riskli yapılarda 18 ay, alan bazlı (riskli/rezerv alan) dönüşümlerde ise 48 ay olarak netleşmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki; bir hak sahibi aynı anda hem kira yardımı hem de faiz desteği alamayacaktır.


5. Hisselerin Kaderi: %10 Nakit Teminat ve Üçüncü Şahıslar

Karara katılmayan maliklerin payları için düzenlenen açık artırma sürecine önemli bir güvenlik barajı getirildi. İlk satışta anlaşan paydaşlar arasında alıcı çıkmazsa, süreç artık tıkanmıyor ve üçüncü şahıslar devreye giriyor. Ancak dışarıdan katılacak yatırımcılar için Madde 15/A (13) uyarınca, rayiç değerin yüzde on (%10) oranında nakit teminat yatırma zorunluluğu getirilmiştir.

Ayrıca hisse üzerindeki ipotek veya hacizler, satışın önünde bir engel değildir. Yönetmelik bu konuda alıcıyı koruyan şu hükmü amirdir:

"Belirtilen haklar satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam eder."

Yani tapu temizlenerek yeni sahibine geçerken, tüm yükümlülükler bloke edilen satış bedeline aktarılacaktır.


6. Yönetimde Merkezi Güç: Kentsel Dönüşüm Başkanlığı

Yönetmeliğin yürütme yetkisinin artık doğrudan "Kentsel Dönüşüm Başkanı"na devredilmesi, bürokratik hantallığın yerini merkezi bir otoriteye bıraktığının kanıtıdır. Yerel yönetimlerdeki aksaklıklar veya bakanlık birimlerindeki yetki dağılımı artık Başkanlık çatısı altında merkezileşmiş durumdadır. Bu, kararların çok daha hızlı icra edilmesi ve "resen" işlemlerin tek elden yürütülmesi anlamına gelmektedir.


Sonuç: Hız mı, Mülkiyet mi?

04.02.2026 tarihli düzenlemeler, kentsel dönüşümü "müzakere" odaklı bir süreçten "icra" odaklı bir yapıya dönüştürmüştür. Mülk sahiplerinin bu yeni dönemde pasif kalma veya süreci yavaşlatma imkânı kalmamıştır.

Peki, bu noktada kritik soru şu: Yeni yönetmelik, mülkiyet hakkı ile can güvenliği arasındaki hassas dengede ibreyi tamamen hızdan yana mı çevirdi, yoksa bu hıza ulaşırken bazı mülkiyet güvenceleri feda mı edildi?

 
 
 

Yorumlar


Abone olduğunuz için teşekkür ederiz!

bottom of page